4 Mart 2010 Perşembe

Metabolizma Hızı - Yağ - Su - Şeker



Metabolizma denen şey gerçekten çok ilginç. Bir ben var bende, benden içeri gibi bir durum. Metabolizmamız kesinlikle bizden bağımsız ve tamamen bize karşı olarak çalışıyor. Kendisini memnun etmek öyle zor ki …

Mesela kilo vermek istediğimizde ilk yaptığımız şey yiyeceklerimizden kısmak, aldığımız kalorileri mümkün olduğunca az düzeye indirmektir. Dışarıdan kalori almadığımızda, vücudumuzun kendi depolarını kullanarak yağları yakacağını düşünürüz. Aç gezerek fit olacağımızı zannederiz. Oysa gerçek bambaşkadır.

Vücudumuzun başlıca enerji kaynağı şeker yani glukozdur. Yiyip içtiklerimiz vücudumuzda glukoza dönüştürülerek kullanılır. Kullanılmayan fazla glukoz ise glikojen olarak depolanır. Bunlar uzun süreli saklanabilen çok kalıcı depolar değil, el altında bulunan , ilk kullanılan depolardır.

1 glikojen= 1 glukoz+3 su’ dur.

Düşük kalorili bir diyet uyguladığımızda vücut , protein veya yağ depolarından önce glikojen depolarına yönelir ve onları yakmaya başlar. Vücudun kullandığı her glikojen için 3 birim su açığa çıkar ve dışarı atılır. Böylelikle teraziye çıktığımızda ağırlığımız azalmış olur ama giden yağlar değil sadece su’dur.

Daha sonra bir besin aldığımızda, vücudun ilk yaptığı, bu azalan glikojen depolarını tamamlamaktır. Her glikoz 3 su demek olduğu için , doğal olarak vücut gereken suyu tutar ve ağırlığımız hemen eski haline döner.

1 hafta boyunca 600 kalorilik insanüstü çaba gerektiren bir rejim uygulayıp rahatlıkla 2-3 kilo ağırlık kaybedebiliriz. Bir hafta sonra 1 tabak fazladan çorba içsek, hiç rejim yapmamış gibi hooppp eski kilomuza döneriz. Bunun nedeni kaybettiğimiz ağırlığın yağ değil su olması ve 600 kalorilik bir diyeti uzun süre sürdüremeyeceğimiz için biraz dışına çıktığımızda vücudun eski glukoz+su dengesine geri dönmesidir. Bu şekilde diyetler tekrarlandığında vücut eski kilosuna dönmekle kalmaz, kilo daha da artar. Üstelik artan fazlalık su değil ne yazık ki yağdır. Çünkü ;

Uzun süre düşük kalorili diyet yapıldığında, mevcut glikoz depoları tükendiğinde vücut kas yapısını parçalayarak içindeki glukozu kullanmaya başlar ve böylece kaslar azalır. Ancak biraz önce dediğim gibi bu rejim tipi fazla sürdürülemeyeceği için normal beslenmeye dönülür dönülmez, vücut elde ettiği besinleri depolamaya başlar ve depolama işlemini kas olarak yapacak değil ya elbetteki yağ olarak yapar.

Böylece, diyet yaptığımızı zannederek aç billaç eziyet içinde geçirdiğimiz dönemden sonra, kaslarımız azalmış yağlarımız artmış olarak eski kilomuzdan daha yüksek bir kiloya çıkmış oluruz.

Metabolizma ile ilgili diğer bir kısır döngü de şudur: Kalori alımını ciddi biçimde azalttığımızda metabolizma alarm durumuna geçiyor ve kıtlık sinyali vermeye başlıyor. Vücuda artık eskisi gibi enerji girmeyeceği düşüncesiyle gelecek zor günlere hazırlık yapıyor ve bir yandan harcadığı enerjiyi azaltıyor bir yandan da ne bulursa depolamaya başlıyor. Biz yediğimizi yani aldığımız kalorileri azalttıkça o çalışma hızını düşürüp , depolamayı arttırıyor. Az yedikçe yağımız artar duruma geliyor.

Buyurunuz size ‘ O kadar rejim yapıyorum ama su içsem yarıyor, kilo alıyorum şekerim’ ikilemi.

Bu nedenle ‘ Mucize Diyet ‘ – ‘ 3 Günde 5 Kilo İncel ‘ ‘ 1 Haftada 10 Kilo Ver ‘ gibi diyetlerden uzak durun derim. Çünkü bunlar 3 günde ver 1 günde geri al , haftada 10 kilo ver sonraki hafta 15 kilo olarak faiziyle iade edelim’den başka bir şey değil. Kilo vermek için mucizeye gerek yok. Sağlıklı ve dengeli beslenmek , vücudun ihtiyacından fazlasını almamak ve spor ile metabolizmayı hızlandırmak yeterli.

0 yorum:

Yorum Gönder